11 Ocak 2016 Pazartesi

1466 YILINDA AKŞEHİR’DEKİ EV REİSİ HATUNLAR

Osmanlı Devleti, Akşehir’i ülkesine kattığı yıllarda  Akşehir’in bütün mahalleleri dolaşılarak aile reisleri kayıt altına alındı. Bu ailelerin verebilecekleri vergi oranları belirlendi. “Mufassal Defter” olarak tabir edilen bu defterde Akşehir’de pek çok ailenin reisi kadınlar olarak kayıt edilmiştir. Çoğu bive yani dul olan bu kadınların ailelerinin geçimlerini sağlayabilecek işler yaptıkları ve devlete vergi ödedikleri yazılmıştır. İşte Akşehir’in mahalle mahalle aile reisleri olan Akşehirli hatunları:
1-Mahalle-i Hoca Ommar: Bu mahallede Halis Hatun, Gömçe Hatun, Aişe Hatun, Şamlu Kızı Aişe, Kadem Hatun, Melek Hatun, Doymuş Hatun,  Çelik Hatun adlı kadınlar aile reisleri idi. bunlardan altısı dul olmak üzere sekiz kadın bu mahallede aile reisi idiler.
2- Kileci Mescidi Mahallesi: Mahallede Gül Paşa Hatun, Dura Hatun adlı kadınlar aile reisi idiler. Kayıtlara göre bu iki dul kadın ailelerinin geçimini sağlıyorlardı.
3-Tercüman Mahallesi: Bu mahallede İzzet Hatun adlı dul bir kadın ailesinin geçimini sağlayacak işler yaparak vergisini ödüyordu.
4-Bezirhane Mahallesi: Mahallede Er Hondi Hatun, Cihan Melek Hatun, Paşa Hatun olmak üzere üç dul kadın vergisini vererek aile reisi olarak kayıt edilmişlerdir.
5-Ali Keke Mescidi Mahallesi: Mahallede Benefşe Hatun, Dura Paşa Hatun, Melek Hatun, Sara Hatun, isimli kadınlar aile reisi olarak kayıt altıma alınmışlardı.
6-Kadı Kemaleddin Mahallesi: Mahallede Ulu Hatun adlı bir kadın aile reisi idi.
            7-Hacı Kuşi Mahallesi: Bu Mahallede Şahin Hatun adlı bir  dul hatun aile reisi olarak vergisini veriyordu.
            8-Meydan Mahallesi: Mahallede Halis Hatun, Hondi Hatun, Gül Paşa Hatun, Satı Hatun, Zahide Hatun, olmak üzere geçimini sağlayan ve vergisini veren dul kadın ev reisleri vardı.
9-Bezci Mahallesi: Er Hondi Hatun isimli dul bayan bu mahallede ailesini geçindiren bir aile reisi idi.
10-Canbaz Mahallesi: Has Paşa Hatun, Kiçi Hatun adlı kadınlar Canbaz Mahallesinin vergisini veren aile reisleri idi.
11-İmaret Mahallesi: Hondi Hatun, Aişe Hatun, Lütuf Şir Hatun, Delü Fatıma adlı  dul kadınlar bu mahallede aile reisleri olarak kayıt edilmişlerdir.
12-Serkiz Mahallesi: Bu mahallede Saliha Hatun, Kutlu Melek Hatun, Armağan olmak üzere üç hane reisi dul kadın bulunmaktaydı.
13- Ahi Mahmud Mahallesi: Aslı Hatun, Aişe Hatun, Kadem Hatun bu mahalenin vergilerini veren aile reisi kadınları idi.
14-Balık Pazarı Mahallesi: Kutlu Hatun, Zeliha Hatun, Davut Kızı olan Hatun, Kuma Melek Hatun, Yaz Hatun, Hadice Hatun olmak üzere beşi dul biri evli 6 kadın olmak üzere bu mahallede ailesini geçindirerek vergi veren ev reisleri idi.
15-Namazgah Mahallesi: Bu mahallede Gevher Hatun, Hadice Hatun, Rabia Hatun, Dura Hatun, Kutlu Melek Hatun adlarındaki kadınlar ev reisi olarak kayıt adlına alınmışlardı.
16-Çaylu Mahallesi: Muhtereme  Hanım bu mahallede evini geçindirebilen bir ev reisi idi.
17-Seydi Mahmud Hayran Mahallesi: Hacı Hatun, Dura Melek Hatun, Rana Hatun mahallenin  vergi veren üç aile reisi kadınları idi.
18-Yağdan Mahallesi: Mahallede yaşayan aile reisleri içerisinde Güllü  Hatun, Alem Hatun, Melek Hatun adlı kadınlar  vardı.
19-İbrahim Varsak Mahallesi: Muhbibe Hatun mahallenin tek kadın aile reisi idi.
20-Altun Kalem Mahallesi: Bu mahallede geçimini sağlayabilecek kadar geliri olan Hadice Hatun, Uslu Hatun, Yusuf Kızı olan Hatun olmak üzere üç aile reisi dul kadın vardı.
21-Arif oğlu Mahallesi: Hadice Hatun, Aişe Hatun, Cüneyt Kızı olan Hatun adlı kadınlar bu mahallede hane reisleri idi.
22-Medrese Mahallesi: Efendire Hatun burada geçimini sağlayarak devlete vergisini ödeyen bir dul kadın idi.
23-Kürt Mahallesi: Mahallede Paşa Melek Hatun ev reisi olarak kayıt altına alınmıştı.
24-Kızılca Köy Mahallesi: Bu mahallede Mahdume Hatun, Fatıma Hatun ve Şah Paşa Hatun olmak üzere üç dul kadın aile reisliği yapmaktaydı.
25-İki Kapu Mahallesi: Nur Hatun, Saadet Hatun ve Aişe Hatun olmak üzere burada üç dul kadın aile reisliğini üstlenmişti
26-Küzurlar Mahallesi: 20 hane olan bu mahallede bir hanenin reisi dul bir kadın olan Tura Paşa Hatun idi.
27-Ahi Yadigar Mahallesi: Mahallede Saadet Hatun, Pin Hatun, Tamam Hatun, Ulu Paşa Hatun adlı dul kadınlar geçimini sağlayarak vergi verebilen aile reisleri idi.
28-Celal Oğlu Mahallesi: Şah Paşa Hatun’un burada ev reisliği yaptığı kayıt altına alınmıştır.
29-Hacı Kayan Mahallesi: Bu Mahallede Mazule Hatun ve Aişe Hatun olmak üzere iki dul kadın vergisini vererek ev reisliği yapıyordu.
30-Kazancı oğlu Mahallesi: Can Hatun, Hadice Hatun, Paşa Hatun, Kiçi Hatun adlı kadınlar hane reisi olarak evlerinin geçimlerini sağlıyorlardı.
31-Gurgin Mahallesi: Mahallede Kiçi Hatun ve Doydu Hatun vergilerini vererek evlerini geçindiren iki dul  kadın olarak ev reisliği yapıyorlardı.
32-Ahi Celal Mahallesi: Aişe Hatun,  ve Cariye Hatun adlı dul kadınlar ev reisi olarak kayıt altına alınmışlardı.
33-;Cerrah oğlu Mahallesi:  Mahallede Fatıma Hatun ve Aişe Hatun olmak üzere iki kadın aile reisi mevcuttu.
O devirde Akşehir’de en çok kullanılan kadın adının Melek olduğunu görüyoruz. Yine Peygamberimizin(S.A.V) eşi olan Aişe adı da çok kullanılanlardandı.  Yine o devirde Kiçi, Mazule, Cariye gibi farklı isimlere de rastlanmaktaydı.


AKŞEHİR KÖY İMAMLARI


Osmanlı Devleti, Akşehir’i ülkesine kattığı yıllarda Akşehir’in bütün köyleri dolaşılarak aile reisleri kayıt altına alındı.  1466 tarihli “Mufassal Defter”e göre Akşehir köylerinde aile reisi olarak yazılmış köy imamları vardı. Bu İmamların ailelerinin geçimlerini sağlayabilecek işler yaptıkları ve devlete vergi ödedikleri yazılmıştı. İşte Akşehir’in o devirdeki Köy İmamları:
1-Tavil Köyü: Bu köyde Habib Fakih İmam olarak kayıt edilmişti.  Bu kişi Fıkıh yani İslam hukuku alanında kendini yetiştirmiş bir alim idi.  Reisi olduğu aile en az bir çiftlik genişliğindeki toprağı ekip biçerek yılda bir kez toprak vergisi vermekte idi.
2- Reis Kasabası:  Bu kasabanın İmamı Davut Fakih idi. Fıkıh yani İslam hukuku alanında kendini yetiştirmiş bir İslam alimi idi.  Bu kişi en az bir çiftlik genişliğindeki toprağı ekip biçerek yılda bir kez toprak vergisi vermekte idi.
3-Bisye ve Çakırlar Köyü: Köyde Said Fakih imamlık yapıyordu. Tarımda koşum gücü için tek bir öküze sahip olunan toprakları vardı ve yarı çiftçi vergisi veriyordu. Yani yaklaşık 18 akçe vergi ödüyordu. İçtihat derecesine varmış bir alim idi.
4-Çeçeçlü Köyü: Köyde İmam olarak Göçeri oğlu Ahmet görev yapıyordu. Bu kişinin aynı köyde aile reisi olan Yusuf ve Mahmud adında iki kardeşi vardı. Tarımda koşum gücü için tek bir öküze sahip olunan toprakları vardı ve yarı çiftçi vergisi veriyordu.
5-Gürnas Köyü: Bu köyde Mustafa İmam olarak kayıt edilmişti. Tarımda koşum gücü için tek bir öküze sahip olunan toprakları vardı ve yarı çiftçi vergisi veriyordu.
6-Adsuz Köyü: Köyde Burhan Fakih İmam olarak bulunuyordu.  Bu kişi Fıkıh yani İslam hukuku alanında kendini yetiştirmiş bir İslam alimi idi. Bu kişi olağanüstü zamanlarda alınan vergilerden muaftı. Burhan Fakih en az bir çiftlik genişliğindeki toprağı ekip biçerek yılda bir kez toprak vergisi vermekte idi.
7-Yenice Köyü: Bu köyün namaz kıldıranlarının İmam ve onun oğlu Hoca olduğu kayıt edilmiştir. Adları belirtilmeyen İmam ve oğlu Hoca’nın tarım yapacak hiç arazileri yoktu.
8-Bayındır(Sorkun) Köyü: Köyde Abdi Fakih İmam olarak yazılmıştı. Bu kişi Fıkıh yani İslam hukuku alanında kendini yetiştirmiş bir İslam alimi idi. Abdi Fakih en az bir çiftlik genişliğindeki toprağı ekip biçerek yılda bir kez toprak vergisi vermekte idi.

9- Aşağı Dere Çelik (Dereçine) Köyü: İmam oğlu Müslihüddin bu köyde namaz kıldırıyordu.  Müslihüddin en az bir çiftlik genişliğindeki toprağı ekip biçerek yılda bir kez toprak vergisi vermekte idi.
10-İsaklu (Sultandağı) Köyü: Bu büyük köyde Mevlana Resul hem imam hem de hatiplik yapıyordu. Mevlana Resul İslâm dininde, din açısından önder olarak görülen ve İslâm ilimlerinde başarı kazanmış kişilerden biri idi. Ayrıca cemaat karşısında etkili, açık ve düzgün konuşarak vaaz veren imamlardandı. Tarımda koşum gücü için tek bir öküze sahip olunan toprakları vardı ve yarı çiftçi vergisi veriyordu.
11-Gedil Köyü: İne Han İmam bu köyde hane reislerinden biri idi. Bu Köy mescidinde imamlık yapan İne Han aynı zamanda tarımda koşum gücü için tek bir öküze sahip olunan toprakları vardı ve yarı çiftçi vergisi veriyordu.
.12-Aşağı Yağsıyan (Gölçayır) Köyü: Bu köyde Hacı Turan İmam olarak kayıt edilmişti.  Aynı köyde hiç toprağı bulunmayan Piri adında bir oğlu vardı. Hacı Turan mukaddes beldelere giderek hac farizasını yerine getirmişti. Bu kişi en az bir çiftlik genişliğindeki toprağı ekip biçerek yılda bir kez toprak vergisi vermekte idi.
13-Silind (Uncular) Köyü: Yahşi Fakih, Silind köyü Mescidinin imamlığını yapmakta idi. Bu kişi Fıkıh yani İslam hukuku alanında kendini yetiştirmiş bir din adamıydı. Yahşi Fakih en az bir çiftlik genişliğindeki toprağı ekip biçerek yılda bir kez toprak vergisi vermekte idi.
14-Boz Doğan (Bozlağan) Köyü: Bu köyde imamlığı Evliya Fakih yaptığı kayıt altına alınmıştı. İmam Evliya Fakih İslam hukuku alanında yetişmiş bir din adamıydı. Ayrıca bu kişinin köyde işleyebileceği hiç toprağı yoktu..
15-Engüli Köyü:  Köyde Mehmet Fakih İmam olarak yazılmıştı.  Bu kişi İslami ilimleri hakkıyla idrak ederek açıklayan bir din alimi idi.  Mehmet Fakih’in tarım yapabileceği hiç arazisi yoktu. Yıllık olarak 8 akçe vergi verebiliyordu.
16- Abdülcelil Köyü: İbrahim Fakih oğlu Halil köyün imamlığını yapıyordu. Halil’in köyde hiç toprağı bulunmayan Mehmet adında bir oğlu vardı. Ayrıca yine toprağı olmayan kardeşinin oğlu İbrahim aynı köyde yaşıyordu.  Halil’in ise tarımda koşum gücü için tek bir öküze sahip olunan toprakları vardı ve yarı çiftçi vergisi veriyordu.
17-Tord Köyü: Bu köyde Yusuf Fakih imam olarak deftere kayıt edilmişti. Bu kişi İslami ilimleri hakkıyla idrak ederek açıklayan bir din bilgini idi. Tarımda koşum gücü için tek bir öküze sahip olunan toprakları vardı ve yarı çiftçi vergisi veriyordu.
18-Hasenek Köyü: Hacı İbrahim Fakih köyün mescidinde namaz kıldırıyordu. Hacı İbrahim Fakih,  mukaddes beldelere giderek hac farizasını yerine getirmişti. Yine kendini yetiştirerek İslam hukuku alanında bilgi sahibi olmuştu.  Bu kişinin tarımda koşum gücü için tek bir öküze sahip olunan toprakları vardı ve yarı çiftçi vergisi veriyordu.
19-Apsaru Köyü: Emir Hasan bu köyün imamlığını yapıyordu. Köyde hiç tarım yapabilecek toprağı olmayan Hasan imamlığın yanı sıra köyün yöneticiliğini de üstlenmişti.
20- Koçaç Köyü: Köyün imamlığını Hüseyin oğlu İbrahim yapmakta idi. İbrahim, köyde en az bir çiftlik genişliğindeki toprağı ekip biçerek yılda bir kez toprak vergisi vermekte idi.
21-Ecem Köyü:  Bu köyde Mevlana Sinan imamlık görevini yerine getiriyordu. Mevlana Sinan İslâm dininde, din açısından önder olarak görülen ve İslâm ilimlerinde başarı kazanmış kişilerden biri idi. Ayrıca köyde en az bir çiftlik genişliğindeki toprağı ekip biçerek yılda bir kez toprak vergisi vermekte idi.
22-Çiftlik Köyü: Mehmet Fakih köyün imamlığını yapıyordu. Fıkıh alanında kendini yetiştirmiş olan Mehmet, tarımda koşum gücü için tek bir öküze sahip olunan toprakları vardı ve yarı çiftçi vergisi veriyordu.
23-Doğan Hisarı Köyü: Bu büyük köyde Sa’deddin oğlu Hıdır Fakih imam olarak görevli idi. Hıdır Fakih’in tarım yapabilecek hiç toprağı olmayan Erik Hamza adlı bir kardeşi vardı. İmamın ise tek bir öküze sahip olunan toprakları vardı ve yarı çiftçi vergisi veriyordu. Hıdır Fakih, İslam hukuku alanında kendini yetiştirmişti.
24-Orta Köy: Bahtiyar oğlu Ali Fakih köyün imamı olarak kayıt edilmişti. İmam Ali’nin köyde en az bir çiftlik genişliğindeki toprağı ekip biçerek yılda bir kez toprak vergisi verdiği belirtiliyor. Bu kişi İslam hukuku alanında yetişmiş bir din adamıydı.
25-Maruf Köyü: Hacı İbrahim Veli Sultan Tekkesinin kurulu olduğu bu köyde birden fazla imam mevcuttu. Ramazanlarda büyük bir olasılıkla köylere gidiyorlardı. İmamların yanı sıra köyde pek çok derviş vardı. Bu köydeki imamlardan biri Emin oğlu Mehmed idi. İmam Mehmed köyde en az bir çiftlik genişliğindeki toprağı ekip biçiyordu.
Diğer kayıtlı bir imam ise Hacı Ahmet oğlu Pir Hoca idi. İmamlık yapabilecek kadar dini bilgilere sahipti. Köyde en az bir çiftlik genişliğindeki toprağı ekip biçerek yılda bir kez toprak vergisi verdiği kayıt edilmişti.
Köyün imamlarından biri de İmam Mahmut oğlu idi.  Bu kişinin köyde tarım yapabilecek hiç toprağı olmayan Ahmed adında bir oğlu vardı. İmam Mahmut oğlu’nun ise en az bir çiftlik genişliğindeki toprağı ekip biçerek yılda bir kez toprak vergisi verdiği kayıt edilmişti


AKŞEHİR İMAMLARI


Osmanlı Devleti, Akşehir’i ülkesine kattığı yıllarda Akşehir’in bütün mahalleleri dolaşılarak aile reisleri kayıt altına alındı. Bu ailelerin verebilecekleri vergi oranları belirlendi. “Mufassal Defter” olarak tabir edilen ve 1466 yılında tutulan bu defterde Akşehir mahallelerinde aile reisi olarak yazılmış mahalle imamları vardı. Bu  İmamların ailelerinin geçimlerini sağlayabilecek işler yaptıkları ve devlete vergi ödedikleri yazılmıştı. İşte Akşehir’in o devirdeki mahalle İmamları:
1-Reis Oğlu Mahallesi: Bu mahallede Ali oğlu Bahşayiş İmam olarak kayıt edilmişti. Ahi Reis Mescidi’nde imamlık yapıyordu.
2- Hoş Paşa Mahallesi: Mahallede Seydi Ali Fakih imamlık yapmaktaydı. Seydi Mahmud Hayran torunlarından olan Seydi Ali, Fıkıh yani İslam hukuku alanında kendini yetiştirmiş bir alim idi. İmamlık yaparak ailesinin geçimini sağlıyodu.
3-Tay Oğlu Mahallesi: Bu mahallede İmam İvaz ve oğlu Mehmet imamlık yapıyorlardı. Yaptıkları imamlık sayesinde ailesinin geçimini sağlayarak vergilerini ödüyorlardı.
4-Bezirhane Mahallesi: Mahallede İmam olarak Hacı İbrahim Fakih görev yapıyordu.  Bu kişi Fıkıh yani İslam hukuku alanında kendini yetiştirmiş bir İslam alimi idi. Ayrıca mübarek topraklara giderek hacı olmuştu. Hacı İbrahim Fakih vergisini vererek aile reisi olarak kayıt edilmişlerdi.
5-Kadı Kemaleddin Mahallesi: Mahallede Hatip Şeyh Ahmed İmam olarak kayıt edilmişti. Cemaat karşısında etkili, açık ve düzgün konuşarak vaaz veren imamlardan biri idi. Hatip Şeyh Ahmet  tarikatta en yüksek dereceye ulaşmış bir tarikat büyüğü idi.
            6-Meydan Mahallesi: Mahallede Cüneyt Fakih İmam olarak bulunuyordu. .  Bu kişi Fıkıh yani İslam hukuku alanında kendini yetiştirmiş bir İslam alimi idi  Cüneyt Fakih İmamlık geliri ile  geçimini sağlayan ve vergisini veren  ev reisi idi.
7-Bezci Mahallesi: Ahmet Fakih isimli bir imam bu mahallede namaz kıldırıyordu. Bu kişi Fıkıh yani İslam hukuku alanında kendini yetiştirmiş bir İslam alimi idi  Aynı zamanda çarşıda bir kumaş dükkanı olan Ahmet Fakih’ın bulunduğu mahalle kendi ismi ile anılıyordu.
8-İmaret Mahallesi: Bu mahallede Şeyh Mehmet İmam olarak kayıt edilmişlerdir. Bu kişi tarikatta en yüksek dereceye ulaşmış bir tarikat büyüğü idi. İmamlığı yanı sıra zaviyesinde müritlerine dersler veriyordu.

9- Ahi Mahmud Mahallesi: Çarık oğlu Büyük İmam olarak bu mahallede bulunuyordu. Ahi Mahmud Mescidi imamlığını yapıyordu.
10-Seydi Mahmud Hayran Mahallesi: Mahallede Mustafa Fakih imam olarak kayıt altına alınmıştı.  Bu mahallede bulunan Ferruh Şah Mescidi’nin imamlığını yapmaktaydı. İslam hukuku alanında kendini yetiştirmiş bir alim idi.
11-Arif oğlu Mahallesi: Tabak Teberrük İmam bu mahallede hane reislerinden biri idi. Bu mahalle mescidinde imamlık yapan Teberrük aynı zamanda bir deri malzemeleri satan dükkanı bulunmaktaydı. Akşehir’de Tabak Hoca olarak meşhur olmuştu.
12-Kızılca Köy Mahallesi: Bu mahallede Mevlana Mahmud Fakih İmam olarak kayıt edilmişti. Kızılca Mescidinde imamlık yapan Mevlana Mahmud Fakih İslâm dininde, din açısından önder olarak görülen ve İslâm ilimlerinde başarı kazanmış kişilerden biri idi. Ayrıca İslam hukuku alanında yetişmiş bir ilim adamıydı.
13-İki Kapu Mahallesi: İmam Hacı Ali, İki Kapu Mahallesi Mescidinin imamlığını yapmakta idi. Bu kişi mukaddes beldelere giderek hac farizasını yerine getirmişti.
14-Celal Oğlu Mahallesi: Bu mahallede imamlığı Abdurrahman’ın yaptığı kayıt altına alınmıştı. İmam Abdurrahman’ın aynı mahallede yaşayan Bekir adında bir oğlu vardı.
15-;Cerrah oğlu Mahallesi:  Mahallede Ahi Hasan Fakih İmam olarak yazılmıştı. Bir esnaf teşkilatı olan Ahiliğin üyesi olan Hasan’ın Cerrahoğlu mahallesindeki mescitte imam olması tarihi açıdan önemlidir. Aynı devirde bu mahallede pek çok ahinin olması burasının bir Ahilik merkezi olduğunu gösterir. Ahi Hasan, İslami ilimleri hakkıyla idrak ederek açıklayan bir din alimi idi.
O devirde Akşehir’de 41 mahalle var olmasına rağmen kayıtlarda ancak 15 mahallenin imamı açıkça belirtilmiştir.



25 Kasım 2015 Çarşamba

DİVAN EDEBİYATI HAYRANI BİR BAŞKAN:HÜSEYİN ŞÜKRÜ ILICAK


1963-1965 Yılları arasında Akşehir Belediye Başkanlığı yapan Hüseyin Şükrü Ilıcak, Akşehir’in alt yapı çalışmalarına büyük önem vermişti. Hukukçuydu, edebiyatçıydı.
H. Şükrü Ilıcak, 1909 yılında Akşehir'e bağlı Ilıcak Köyü’nde dünyaya geldi. Dedesi Nakibul-Eşraf Haydar Bey, babası ise Akşehir Kuvvay-i Milliye Reislerinden Hüseyin Bey idi.  Şükrü Ilıcak önce annesini sonra babasını kayıp etti. Onu hiç çocuğu olmayan amcası Mahir Bey yanına aldı ve büyüttü.
Şükrü Ilıcak çocuk yaşta iken ailesi Akşehir merkezine yerleşti. İlk ve orta öğretimini burada okudu. Daha sonra Hukuk Fakültesi’ni bitirerek avukat oldu. Akşehir halkına avukat olarak uzun yıllar hizmet etti. Yine bu devirlerde Halkevleri başkanı olarak yıllarca Akşehir’in kültürel ve sosyal hayatında mihenk taşı insanlardan biri olmuştu. Bir Akşehir hanımefendisi olan Sıdıka Hanım ile evlenen H. Şükrü Ilıcak’ın dört çocuğu olmuştu.
1963 yılında Adalet Partisi yöneticilerinin ısrarı üzerine Akşehir Belediye Başkanlığına aday oldu.  17 Kasım 1963 tarihinde yapılan yerel seçimi kazanarak Akşehir Belediye Başkanlığı’nı aldı. Bu seçimde ilk kez belediye başkanı halk tarafından doğrudan seçilmişti. Önceleri başkan seçimle gelen belediye encümeni tarafından seçiliyordu. O devirde personeli az, maddi imkanları kısıtlı olan Akşehir Belediyesi’nde Başkan Ilıcak alt yapı çalışmalarına hız verdi. Şehrin yolları genişletildi ve asfaltlama işlemleri yapıldı. Akşehir’in belli noktalarında eksikliği duyulan tuvaletler yaptırıldı. Belediyenin bütün imkânları kullanılarak halka hizmet verilmeye çalışıldı. Çok demokrat bir yapıya sahip olan H. Şükrü Ilıcak halkı dinleyerek çoğunluğun isteklerini yerine getirmeye çalıştı. Halkla diyalogu, halkın içinde olmayı, hoşgörüyü simgelemiş bir Reis Bey idi.
Hüseyin Şükrü Ilıcak; “-Elli yaşına gelince avukatlığı bırakacağım” demiş bir gün. Ellinci yaş gününde elindeki bütün davaları meslektaşlarına devrederek avukatlık defterini kapatmıştı.
Hüseyin Şükrü Ilıcak, zarif bir insandı. Büyük bir konuksever, gösterişsiz, reklamsız bir hayırseverdi. H. Şükrü Bey, 7 Eylül 1991 Cumartesi günü sabaha karşı 82 yaşındayken hayata veda etti. Akşehir’in unutulmazları arasında yerini aldı.
Divan edebiyatını iyi bilen, iyi kıraat eden Hüseyin Şükrü Bey; havasını ve muhatâbını bulmuşsa sohbeti doyumsuz bir insandı.  Divan edebiyatı üstatları olan Fuzuli, Baki ve Nabi’yi çok severdi. “Dünya malının peşinde koşmanın ve mevki-makam-iktidar hırsının anlamsızlığı ile bu kişilerin trajik sonunu” ifade eden Nâbi’nin şu gazelini çok severdi.
“Bağ-ı dehrin hem hazanın hem baharın görmüşüz
Biz neşatın da gamın da rüzgârın görmüşüz 
Çok ta mağrur olma kim meyhane-i ikbalde
Biz hezaran mest-i mağrurun humarın görmüşüz
Top-i ah-i inkisare paydar olmaz yinede
Kişver-i cahın nice sengin hisarın görmüşüz
Bir huruşiyle eder bin hane-i ikbali pest
Ehl-i derdin seyl-i eşg-i inkisarın görmüşüz
Bir hadeng-i cangüdaz-i ahdır sermayesi
Biz bu meydanın nice çapik süvarın görmüşüz
Bir gün eyler destbeste paygâhı caygâh
Bîadet mağrur-i sadr-i i'tibârın görmüşüz
Kâse-i deryuzeye tebdil olur cam-i murad
Biz bu bezmin Nabiya çok badeharın görmüşüz”

Not:  Bu makale için Pervasız’daki yazılarından yararlandığım Rahmetli Nihat Ak amcamı ve Rahmetli Musa Küçükakçe’yi  minnetle ve hürmetle anıyorum..

12 Eylül 2015 Cumartesi

MÜZE BİNASINI YAPTIRAN BELEDİYE BAŞKANI: HACI MUSTAFA EFENDİ


Günümüzde Batı Cephesi Karargâh Müzesi olarak kullanılan eski Akşehir Belediye binasını Bostan Bey olarak meşhur olan Akşehir Belediyesi eski başkanlarından Hacı Mustafa Efendi yaptırmıştır.
Hacı Mustafa Efendi, Miralay Şemseddin Bey’in oğludur. Çay Medresesi’nin meşhur Müderrislerinde Şemseddin Efendi’nin neslindendir. Babası Akşehir Sancağı’nın İshaklı Kazası’na bağlı Eber Köyü’nde Akşehir’e gelmiştir. Mustafa Efendi’nin doğum tarihi belli değildir.
İyi bir eğitim alarak kendini yetiştiren Mustafa Efendi, “Meclis-i Beledi” olarak bilinen Akşehir Belediyesi’nde Bostancı olarak işe başladı. Günümüzün zabıtası olarak nitelendirebileceğimiz Bostancı’nın o devirdeki görevi belediyenin güvenlik amirliği yapmak, pazarları denetlemek ve binaların yapımı için gerekli malzemeleri temin etmek gibi işlerdi. Bu görev sırasında halk arasında Bostan Bey olarak meşhur oldu.
Tanzimat döneminde kaza idari meclisleri kuruldu. Bu kaza idari meclisleri kazanın mülki amiri olan kaymakamın başkanlığında mal müdürü, tahrirat katibi, Kaza Hakimi, Müftü ve ikisi Müslim, ikisi de gayri Müslim ahaliyi temsil eden üyelerden oluşuyordu. Kaza İdare Meclisi, idari davalar, kaza gelir ve giderinin gözden geçirilmesi, miri malların idaresi ve korunması, umuma ve sağlığa ait tedbirlerin alınması, beledi tesislerin yapım ve onarımı, köy yollarının yapım ve bakımı gibi konuları görüşür ve karara bağlardı. 1886-1887 yılı salnamesinde Akşehir Kaza İdari Meclisine Celal ve Bostan Beyler, Müslüman halkın, Vasiliki ve Hacı Karabet Efendiler ise gayri Müslim ahalinin seçilmiş temsilcileri olarak katılmışlardır.
1800’lu yılların ikinci yarısında “Meclis-i Beledi” adıyla Belediye Meclisleri kurulmaya başlandı. Bu meclisler iki yıllığına seçiliyordu. Seçilen üyeler kendi aralarında yaptıkları seçimle Belediye Reislerini seçiyorlardı. 1886 yılı salnamesinde Meclis-i Beledi başlığı altında, Akşehir Belediyesi’nin meclis üyeleri zikredilmiştir. Buna göre belediye meclisi şu üyelerden meydana geliyordu:
Reis: Bostan Bey
Azalar(üyeler): Haydar Efendi, Karabet Efendi, Artin Efendi, Kirkor Efendi, Agiya Efendi ve Kalfa(Mimar): Mığırdıc Efendi”
İşte Bostan Bey bu reisliği sırasında müze olarak kullanılan eski belediye binasının yapılması için Belediye Meclis Üyesi Haydar Bey, Karabet Efendi, Artin Efendi, Kirkor Efendi, Agiye Efendi ile birlikte karar aldırdı.
Bu tarihten sonra ölümüne kadar Bostan Bey hep belediye meclis üyesi olarak seçilmiştir.  Örneğin1896 yılı salnamesinde Daire-i Belediye başlığı altında şu bilgiler bulunmaktadır.
Reis: Abdulraif Efendi
Aza: Bostan Bey, Ahmet Efendi, Hacı İbrahim Ağa, Bostan Efendi, Hacı İsmail Ağa, Hacı Karebet Efendi, Papaysan Hacı Karebet Efendi, Merop Efendi”
  Bostan Bey, belediye yönetimi içerisinde olması nedeniyle belediye binasının yapılmasına yakın ilgi göstermiştir. Ancak yapımın uzun sürmesi nedeniyle Akşehir Belediyesi’nin bu binaya taşınması 1904-1905 yıllarında gerçekleşmiştir.

Bostan Bey olarak meşhur olan Şemseddinzade Mustafa Efendi, 1329 (1911) tarihinde vefat etmiştir. Vefat edinceye kadar belediye meclis üyeliğini sürdürmüştür.

15 Ağustos 2015 Cumartesi

TURGUTLULARIN AKŞEHİR’DE TİMUR’A BAŞ KALDIRMASI

Osmanlı Devletini 1402 yılında Ankara’da yenen Emir Timur ordusuyla Anadolu’yu bir baştan bir başa dolaşırken yolu Akşehir’e düştü.  İşte bu sırada Turgut oğulları önderliğindeki Türkmenler, Timur’un ordusuna saldırdılar.
Timur, Ankara Savaşı’ndan sonra Engürü’den(Ankara’dan) hareketle 6 merhalede Sivrihisar’a geçti. Buradan da üç günde Gazi Seyyid’e (Seyidgazi)’ye gidip, Karahisar’dan geçerek Kütahya’ya indi. Yazı burada geçirip etrafı yağma ve istila ettirdi. Bu arada komutanlarına Akşehir, Konya ve Aksaray’ı da zapt ettirdi. Bu şehirleri almak üzere Emirzâde Sultan Hüseyin ve Emir Süleyman Şahı gönderdi. Bu emirlerin komutasındaki ordu Türkmenleri yağmalayarak Akşehir ve Kara-hisar’ı aldılar. Çerkeş Suvçi adlı bir emir Akşehir’de bırakıldı. Akşehir ve çevresi inanılmaz bir yağmaya uğradı. O kadar at, katır, koyun toplandı ki, ordu bunları sürüp götürmekte aciz kaldı. Akşehir sokakları Kara Tatar denilen Moğollardan geçilmez olmuştu. Ailelerini alan Türkmenler dağlara doğru çekildiler. Çakır Balagove komutasındaki kara Tatarlar tarafından Hamid kavmi yağmalandı. Emir Süleyman Şah, bizzat Konya’ya yerleşti.
Timur, bütün bu seferler sırasında esir ettiği Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazid’i yanında götürmüştür.  Beyazid, yolda ülkesinin soyulmasına ve insanların çektiği ıstıraplara gözleriyle tanık oldu. Kurtuluş ümidinin azaldığı sırada Akşehir’e gönderildi ve  Ferruh Şah Mescidi alt kısmına hapsedildi.
Emir Timur, Eğridir’i aldığı sırada  Emir Mehmet Sultanın yanından Mübeşşer oğlu koşup geldi. Şehzadenin hastalığını arz etti. Sahipkıran(Timur) en sevdiği torunu için ağlamaya başladı, derhal Emir Ayan’ı seğirdimle gönderdi.  Timur’un ordu sancağı buradan da yola çıktı. Yıldırım’ın 14 Şaban 805 (9.Mart.1403) Perşembe günü Akşehir’de öldüğü haberi geldi.  Timur, Yıldırım’ın vefat haberini Akşehir yakınlarında (Çay civarı) almıştır. Timur, 17 Recep, 9 Şaban arası 22 gün Eğridir’de kalmış, 5 günde de Çay’a gelmiş demektir. Emir Timur Akşehir hududuna gelmişlerdi ki torunu Emir Mehmet Sultan’ın yanından Dânâ Hoca geldi, hastada sara başladığını haber verdi. Timur, Akşehir’e nazil oldular. Yıldırım’ın cesedi, oğlu Musa Çelebi tarafından Akşehir’deki Mahmud Hayranî türbesinden alınarak Bursa’daki türbesine götürüldü.
Emir Timur, Torununun hastalığını öğrendiği için Akşehir’den bir an önce ayrılmak istiyordu. Ordunun büyük bir kısmını ve ağırlıkları Akşehir’de bıraktı. Ilgın ve Kadınhanı yönünde harekete geçti.  Daha önceden Turgut Türkmenlerinin beyleri Hızır ve İbrahim, itaatten ayrılarak dağa çıkmışlardı. Ilgın-Kadınhanı hattının kuzeyinde bulunan dağlardaki Turgut oğulları Timur’un yanındaki az sayıdaki askerlere saldırdılar ve daha sonra dağlara çekildiler. Buna çok kızan Sahipkıran(Timur)  askerlerini bu dağın eteğine gönderdi. Yakalanan Turgutlular öldürüldü, kadın ve çocukları esir edildi.
 Emir Timur, Türkleri, asırlarca unutamayacakları acılara gark etti. Sonunda Anadolu insanının, gaddar, acımasız adamlar için kullandığı “Temur adam” sözünü miras bırakarak, Anadolu’dan çekilip gitti. En büyük iyiliği bütün Kara Tatarları toplayıp beraber götürmesiyle ıssızlaşan Akşehir ovalarına Türklerin yerleşmesini sağlamıştır.
Kaynaklar:
Nizâmeddin-i Şâmî (1987): Zafernâme, Çev. Necati Lugal, 2. Baskı, Türk Tarih Kurumu-Ankara
Şerefeddin-i Yezdî (Eylül 937): Zafernâme, Çev. H. Fehmi Turgal, Halkevi Dergisi, Sayı: 13-Konya
Şerefüddin Ali Yezdî (2013): Emîr Timur (Zafernâme), Çev. D. Ahsen Batur, Selenge Yayınları-İstanbul
Teşner (Taeschner), Franz (1923): Osmanlı Kay. Göre Anadolu Yol Ağı,
N. Epçeli-B. Kül. Sanat-İstanbul Timur’un Günlüğü (2010): Yay. Haz.: Kutlukhan Şakirov-Adnan Aslan, 3. Baskı, İnsan Yayınları-İstanbul
Mehmed Neşri (1987): Kitâb-ı Cihan-nümâ (Neşrî Tarihi), Haz. F. Reşit Unat-M.Altay Köymen, C.I.II, TTK Yayınları-Ankara


13 Ağustos 2015 Perşembe

TEKKE BOĞAZINA BAKARAK HAVA TAHMİN İNANCI NEREDEN GELİYOR?


19. yüzyılın sonunda  Akşehir’i ziyaret eden Macar Türkolog İgnacz Kunoş[1], Akşehir’den derlediği “Dağların Cini” adlı bir fıkra bugün bile hemen herkesin bildiği bir inancın kökenlerini ortaya koymaktadır.
Günümüzde Akşehir’de  karşılaştığınız herhangi bir kişiye yarın havaların nasıl olacağını sorduğunuzda hemen başını Sultandağları’na çevirip Tekke Boğazı mevkiine bakar ve oradaki görünüşe göre size gelecek günler için bir hava tahmininde bulunabilir. Bu şekilde tahmin etmenin inancı bilinenden çok daha eskiymiş.
1885 Yılında ülkemizi ziyaret edip Anadolu’yu dolaşarak yüzlerce derleme yapan  Macar yazar ve Türkolog İgnacz Kunoş, Die Spâsse adlı eserinin 270-271 sayfalarında Akşehir’den derlediği bu fıkrayı yayınladı. Ayrıca Yunanlı yazar Joachim Valavani’nin Mikrasiatika, Atina 1891 adıyla yayınlanan eserinin 143-144’üncü sayfalarında O Nasreddin Khôtzas isimli makalesinde de bu fıkra görülmüştür. Yine  bu fıkra önemsiz bir İstanbul gazetesinde de yayınlanmıştır.
Öyküye göre Akşehir halkına küsen Nasreddin Hoca bir halıya binerek, bir dağın üstüne, rüzgar ve yağmurlara göğüs gererek  yerleşir ve herkesten uzaklaşır. VALAVANİ, bu masalı bize bölge insanlarından duyarak naklettiğini söylüyor ve bu kişilerin bugünde havaların nasıl olacağını söz konusu dağa bakarak tahmin ettiklerini söylüyor; Onlar için Nasreddin Hoca’nın sığındığı bu dağ gerçek bir barometredir.
Musa peygamber’in İncil’de anlatılan öyküsü ile benzerliği bir tarafa bırakılırsa; bu öykü ile dağların tanrı sayılması fikri daha doğrusu Hind-Avrupa kavimleri ve Mezopotamyalılarca çok iyi tanınan fırtına tanrıçası Hitit ilahesi Arinna arasında bir paralellik kurulabilir. Bu arada Akşehir’in eskiden Hitit devletinin merkezi bölgesinde bulunduğunu da unutmamak gerekir.
M. Sabri Koza göre, Nasreddin Hoca  fıkra  külliyatı  Anadolu ve Yakındoğu’nun eski dini inançlarıyla irtibatlandırılabilecek  bazı öğeler içermektedir.

Kaynak: Koz, Sabri (2005) Nasreddin Hoca Kitabı , İstanbul: Kitabevi yayınları sayfa 184-185



[1] İgnacz Kunoş Kimdir?1862 yılında doğdu Macar yazar ve Türkolog Kunoş, Türk halk bilimi üzerine yaptığı bir dizi çalışma ile tanındı 1885 yılında ülkemizi ziyaret ederek Anadolu'yu dolaştı ve derlemeler yaptı Derlediği yüzlerce atasözü, hikaye, masal, şarkı, türkü, bilmece ve maniyi İki cilt halinde yayınladı Kunoş, Türk halk edebiyatımızın Batı ülkelerine tanıtılmasında öncü oldu 1945 yılında vefat etti
Eserleri:Türk Halk Edebiyatı, Türk Halk şarkıları, Türk Dili, Adakale Masalları adlı eserleri Batı ülkelerinde basıldı Türkçe'ye de kazandırılan bu eserlerden Türk Masalları, İki cilt halinde basıldı